Editör başvuruları başlamıştır. Başvuru için, iletişim bölümümüzden ulaşabilirsiniz.  -  
18 Mayıs 2008 Pazar 15:14
Nostalji - 2 Boyutlu Mutluluk
Yazar
Eklenme
: 10 Ocak 2007
İlgili Bölümler
:
          "Lanet olası herif!" diye haykırmak geldi içinden. Öyle hissediyordu ki; o olmasa bunların hiçbiri başına gelmeyecekti sanki. Olayların diğer boyutunu göremediği, yıldızlı gecelerin siyah, güneşli gündüzlerin beyaz olduğu, derinlikten çok şirinliğin hüküm sürdüğü o zamanlar unutulup gitmeyecekti. Belki bu kadar heyecanlı olmayacaktı ama, en azından kendi ormanının kralı olurdu. Onu bu kadar korkutacak hiçbirşey de olmazdı.
         
          Düşünceler beynini tırmalamaya devam ederken birden ürkek bir fare gibi koltuğun arkasına saklanmış olduğunu fark etti. Kafasını biraz çıkarıp odadaki tek ışık kaynağının hemen önünde duran diğer fareye bir göz attı. "Ne kadar da cansız duruyor." diye düşündü. Belki ona yardımcı olabilecek birşeyler bulabilirdi. Tüm cesaretini toplayıp odanın diğer ucundaki dolabın çekmecesine ulaşmayı başardı. Koşarken bir an olsun ışık kaynağının yaydığı dehşete şahit olmamak için gözlerini hiç açmadı. Bu durum kafasını şiddetle, açık kalan dolap kapağına çarpıp bayılmasına neden olsa da mutluydu. Çünkü kendinden geçmeden birkaç saniye önce dolabın devrildiğini, aradığı şeyin de hemen kafasının yanına yuvarlandığını fark etmişti. "Kurtuldum." dedi kendi kendine. Son bir hamle ile yuvarlanan iki kalem pili avucunun içine aldı. Birkaç saniye sonra da rüyalar alemine daldı.
     
          Uyandığında odanın ışığının açık olduğunu fark etti. "Tanrı aşkına!? Bu dehşet ve korku ortamında elektrik düğmesine ulaşacak kadar cesur ve deli kim olabilir ki?" diye sesli düşündü. Yanıtın gelmesi de fazla zaman almadı.
     
          "Tabi ki eve gelip oyun oynamak için işten kaytarmayan biri!" dedi öfkeli ses. Kapının önünde duran silüetin, eşi olduğunu fark etmesi uzun sürmedi. Hemen ayağa kalkıp ona sarıldı. Dehşet dolu dakikalar sona ermişti. Bilgisayarın yanına gidip mouse(!) 'un biten pilleri yerine elindekilerini takarken bilgisayarın ekranında F.E.A.R 'ın ofis bölümlerinden birinde olduğu görülüyordu.
     
          F5 'e basıp save aldıktan sonra yüzünü yıkamak için banyoya gitti. Aynaya baktığında başını çarptığı yerin morarmış ve şişmiş olduğunu fark etti. Epey canı yanıyordu. Yine de Call Of Duty oynadığı zamanki kadar ağır yaralanmadığı için mutluydu. Eşinin "hiç büyümeyeceksin... alt tarafı oyun... daha gerçek şeyler var..." gibi konuşmaları arka fonda hafif bir fon müziği gibi devam ederken aynadaki görüntüsüne gülümseyip, kendi kendine fısıldadı:
     
          "Lanet olası John Carmack! Hepsi senin suçun! Ben 2D ile de mutluydum!"
     
          ...
     
          Tamam, yeni nesil oyunların da gerçekçiliği nedeniyle insanı bu kadar etkilemesi normal. Ancak kim diyebilir ki "son zamanlarda çıkan bir FPS 'nin sonu, beni Sanitarium 'un sonu kadar etkiledi" diye? Biz gerçekçilikten etkilenip kendimizden geçmiş bir şekilde, ekrandan gelen(!) roketleri savuşturmak için sağa sola sallanırken, oyun yapımcıları keyif purolarını yakmış yeni açtıkları 3d çığırının insanoğlunun oyun zevkini yerle bir etmesini izliyorlar. Ancak bunun tek suçlusu onlar değil. Bir çoğumuz yeni nesil FPS'leri oynarken "İyi tamam elime silahı vermişsiniz de. Ben kimim? Amacım ne?" diye sormuyor. Kimilerini ise tek ilgilendiren FRAG listesinde ne kadar yükseldiği.
     
          Bu duruma son vermemiz mümkün olmasa da, bir zamanlar oyunların verdiği haz ile, senaryosu ve akıllıca birleştirilmiş öğeleri ile yargılandığı, John Carmack ve Romero 'nun "Hey lanet olası al şu silahı eline. Bak kafanı her yana çevirebiliyorsun. Artık önüne geleni öldür ve daha fazla soru sorma!" diye ortaya çıkmalarından önceki, güzel eski günlere yolculuk etmek isterseniz, bundan sonra yazılarımı takip etmenizi öneririm. Zira bir kez olsun, ellerinizdeki roketatarları bir kenara bırakıp, beyaz tavşanın hangi deliğe girdiği hakkında kafa yormanızı sağlayabilirsem ne mutlu bana.
     
          Sağlıklı ve mutlu kalın.
     
     
          Not: Xoyun ailesine MERHABA diyorum.
         
          Bir sonraki yazım "Nostalji - Ikon Adventure oyunları"

Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
Üyelik sayfamızdan ücretsiz üye olabilirsiniz.


 
(11 Yorum)

Çok eğlenceli ve çok etkileyici bir yazı olmuş. Ellerine sağlık.

11 Ocak 2007 10:54
(21 Yorum)

Kaliteli bir yazı olmuş yazar arkadaşım, Xoyun ailesine hoşgeldin :)

12 Ocak 2007 12:43
(55 Yorum)

Gerçekten güzel bir yazı olmuş. Bir editör olarak seni tebrik ederim. Yazdığın yazıda çok büyük haklılıklar var. Mesela çoğu oyunda artık sadece frag listesine bakılması gerçekten acı bir durum. Böyle şeylere üzüldükçe insanın açıp da mario oynayası geliyor. Ve bana göre mario ve hatta sonic hala oynanabilecek kalitede oyunlar (evet şaka yapmıyorum) Çıkartın tozlu raflardan paslanmış konsollarınızı, biraz nostalji yapalım !

16 Ocak 2007 18:06
(213 Yorum)

bu devrin kapanmaması ve 3d nin oyunlarda kullanılmaması için neler vermezdim.ama hayat değişiyor ve elimizdekilerden zevk almaya bakmalıyız.bazı 3d oyunlar grafiklerini arkada bırakacak hikayeler çıkartabiliyorlar.her sene bi tane çıkıyo en azından.bu da hoş bişi.tebrik ederim...

19 Ocak 2007 18:23
(7 Yorum)

Teşekkür ederim, bu güzel tepkiler daha güzel yazılara vesile olacak.

28 Ocak 2007 19:10
(8 Yorum)

yzı hoş dogrusu

06 Şubat 2007 19:40
(510 Yorum)

Birden eski monkey island anılarım canlandı

09 Şubat 2007 12:20
(510 Yorum)

Bİ ara Sonic'e kafa takmıştım

09 Şubat 2007 22:30